17 Ekim 2019, Perşembe
Anasayfa / Külliyeler & Medreseler / Valide-i Cedid Külliyesi

Valide-i Cedid Külliyesi

Üsküdar’da, Hakimiyeti Miliye Caddesi, Balaban Caddesi ve İmam Nasır Sokak’ın arasında bulunan Valide-i Cedid Külliyesi, 1708-1711 yıllarında Sultan IV. Mehmed’in eşi, Sultan III. Ahmed’in annesi Emetullah Râbia Gülnûş Sultan tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Kayserili Mehmed Ağa’dır.

1890, 1892, 1894, 1904, 1905 yıllarında onarımlar geçiren külliye, 1940 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından esaslı bir şekilde tamir edilmiştir. 1955-1960 yılları arasında avlu duvarları ile avlu zemini onarımları, 1964 yılında şadırvan ile dış avluda abdest alma yeri ve çevre duvarlarında onarımlar gerçekleştirilmiştir

Külliye, merkezi kubbeli cami, önünde revaklı-şadırvanlı büyük avlu, türbe, çeşmeler, sebil, sıbyan mektebi, muvakkithâne, imaret, meşruta evleri, hünkar kasrı, hazire, mahyacı odası, helalar, su deposu, yangın havuzu, abdest muslukları, gusülhâne ve dükkanlardan oluşan geniş bir mimari düzenlemedir. Yangın havuzu ve muvakkithâne XIX. yüzyılda ilave edilmiştir.

Valide-i Cedid Cami

Dış avluda sebil kapısının karşısında, üç ahşap ve bir mermer sütunun taşıdığı ahşap hünkar kasrı harap durumda iken, 1976 yılında tamir edilmiştir. Ahşap bir merdivenle üst kata çıkılan ve burada iki odası ile bir helâsı bulunan hünkar kasrından, cami sahnının sol tarafında bulunan kafesli hünkar mahfiline geçilir. Kapısının üzerinde bir âyet yazılıdır. Pencereleri vitraylı olan hünkâr mahfilinde bir de mihrap bulunmaktadır.

Sebil tamamen mermerden yapılmıştır. Çokgen planlı ve beş yüzlü olan sebilin her yüzünde sütunların taşıdığı sivri kemerlerle teşkil edilmiş pencereler vardır. Pencereler dilimli kemerli çerçeveler içine alınmış bronz şebekelerle kapatılmıştır. Cephelerin üzerinde dolanan geniş saçak ve kasnak arkadaki basık kubbeyi gizlemektedir. Saçağın altında her yüzde ikişer mısra olmak üzere on mısralı 1709-1710 tarihli kitabe dolanır.

Sebilin yanında yer alan çeşme, caminin tamamlanmasından önce 1709 yılında yaptırılmıştır. Lale Devri’nde gelişen süsleme özelliklerinin tamamının bir arada görüldüğü yapı bütün yüzeyini ince bir işçilikle dolduran taş süslemeleriyle dikkat çekmektedir. Kase içine yerleştirilmiş meyve kompozisyonları ilginçtir. Çeşmeyi taçlandıran alınlık yapıya ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

Sebilin solunda yer alan üstü açık olan türbe, sekiz yüzlü olarak tamamen mermerden yapılmıştır. Köşelerine yerleştirilen sekiz mermer sütunun arası, pirinç şebekedir. Üst kısmı kafes şeklinde bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe eteğini Ayete’l Kürsi kuşağı dolanmaktadır. Pirinç şebeke bir kapıdan türbeye girilir. Türbenin içinde, Gülnûş Vâlide Sultan’ın yüksek, kabir taşlı mezarı bulunmaktadır. Baş taşında ta’lik yazı ile yazılmış 11 satır halinde, 1715 tarihli Arapça bir kitabesi vardır. Türbe, Silâhdar Mehmed Ağa’nın kaydettiğine göre vefatından önce inşa edilmiş ve vasiyeti üzerine burada defnedilmiştir.

Sebil, çeşme ve türbenin arkasında bulunan üçgen planlı hazirede XVIII. ve XIX. yüzyıllara ait mezarlar bulunmaktadır.

Türbenin yanında yer alan muvakkithânenin yapısal özellikleri XIX. yüzyılda eklendiğine işaret etmektedir. Kare planlı yapının cadde üzerindeki duvarı üç yüzlü olarak dışa taşırılmıştır. Mermer söveli, kemerli kapısı üzerine iki satır halinde bir âyet yazılmıştır.

Sıbyan mektep, caminin Balaban Caddesi’ne açılan kuzeydeki kemerli avlu kapısının üstündedir. Taş ve tuğla malzemeden almaşık olarak yapılan dikdörtgen planlı iki tonozlu birimden meydana gelen mektebin tamamıyla taş malzemeden olan alt katındaki oda, mahya malzemelerinin muhafazasına ayrılmıştır. İki oda ve bir helâsı bulunan mektebe, avlu tarafından dik bir taş merdivenle çıkılır. Ayakta kalan en gösterişli sıbyan mekteplerinden olan yapı günümüzde cami müştemilâtı olarak kullanılmaktadır.

İmaret, cami dış avlusunun Balaban Caddesi’ne açılan kapısının karşısındadır. İmaretin kapısı caminin akarları olan dükkanlarının karşısına düşmektedir. Dükkanların karşısındaki girişten ulaşılan “L” şeklindeki avludan geçildikten sonra tonozlu bir galerinin iki yanına yerleştirilmiş geniş salonlara varılır. Bunlardan soldaki tonozlarla, ocaklar bulunan sağdaki ise fenerli kubbelerle örtülmüştür. İmaretin sol tarafında, imaretin fodla(somuna benzeyen bir çeşit ekmek) fırını mevcuttur. İmaret, harap durumda iken 1965-1970 yıllarında restore edilmiştir. Günümüzde de ise bakımsız kapısı kilitli durumdadır.

1710 yılında yapıldığı anlaşılan arka taraftaki ikinci çeşme, arkasında bulunan dikdörtgen planlı gusülhâneden dolayı “imam çeşmesi” diye adlandırılmaktadır. Diğerinin aksine son derece yalın bir tasarıma sahip bu menzil çeşmesinin arka tarafındaki büyük hazne, aynı zamanda külliye ile birlikte yaptırılan su yollarıyla getirtilen suyun külliyedeki su tesislerine dağıtımını sağlayan bir maksemdir. Külliyenin bir de su terazisi bulunmaktadır. Helâların teşkil ettiği dirseğe taş ve tuğladan almaşık örgülü olarak yapılan yangın havuzunun ise Sultan III. Selim döneminde inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Resimler

Resimler

Eski Resimler

Eski Resimler

Video

Video

Harita

Harita


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir